11.12.2008

KARDEŞİME...BÜYÜMEYE DAİR...

Hangi arada oldu anlamazsın. Sen küçükken yanıbaşından ayrılmadığını düşündüğün zaman, koşar adım gider olur artık yanından. Tanımaz olur, eski günleri anmaz olur, yanlış bir adrese gelmiş de acelesi varmış gibi yüzüne bakmaz olur bir anda. Hiç beklemeden, hiç dinlemeden seni. Neleri alıp senden, neleri geride bıraktığını bilmeden. Sen sadece bakakalırsın ardından, elinde neye niyet neye kısmet düşlerin…

Çocukken hep hayalini kurduğun, kavuştuğunda en büyük hayal kırıklığın olur çoğunlukla…Aklının ermediği, yüreğinin yetmediği bir yaşamın içersindedir artık. Nereye vardığını tam olarak kestiremediğin bir koşuşturmacanın peşinde. Adımların ayak uydurmaya çalıştıkça hayata, dolanır birbirine. Kimi zaman sendeler, kimi zaman düşersin. Ve düştüğünde diz kapakların değil, yüreğindir artık kanayan, yaralanan. Şanslıysan eğer bir dost eli, bir aile sıcaklığı dindirir biraz olsun sızını. Çünkü sen büyüdükçe, etrafındaki kalabalık küçülür de küçülür. Aynı dili konuşamaz olur en yakın bildiklerin, aynı gözle bakmaz olur hatta artık sana kendi gözlerin. Daha da yalnızlaşır insan. Daha da tek başınasındır artık. Bilirsin…

Büyümek böyle bir şey işte kardeşim. Zaman sınırı olmayan oyunlardan çıkıverip de ansızın, hayatın tam orta yerinde buluvermek kendini. Bir bıçak kesiği gibi, her açılan yarada bir parçanı bırakırken, acıyarak, kanayarak, kabuk bağlayarak anlamak ve öğrenmek yeniden. Kendine nefes aldığın her an için iyi-kötü yeni bir şeyler ekleyebilmek…

Bugün bir sene daha eklendi takvimlerden sana. Bir yaş daha büyümüş oldun. Sen yine de her sabah aynada artık kendine bile yabancı gelmeye başlayan gözlerine inatla, hayatın tam içine bakmayı sürdür. Her gün seni biraz daha şaşırtan gerçeklere rağmen, içindeki çocuğu sakınmaya çalış elinden geldiğince. Sen büyü ama bırak o hep çocuk kalsın…

Ve unutma sakın; hayatın aslı sadece sende. Senin içinde. Bu hayatta sen gerçeklerinle varsın belki. Ama düşlerin kadar, düşlerinle yaşarsın…

Nice mutlu yıllara kardeşim…
İyi ki doğdun…
İyi ki varsın…

2.12.2008

KURULU SAAT

Bir yelkovanın telaşında akıp gidiyor yaşam. Aynada kendi suretim. Suretimde başka başka hayatlar. Eski bir fotoğrafa bakar gibi bakıyorum kendime şu an durduğum yerden. Tarihim yok. Kimliğim belirsiz. Bilinmeyen bir zamanda sıkışıp kalmışlığım. İçimde yer etmiş bir sıkıntının izlerinde her seferinde önce kendimi bulup, sonra yeniden kaybediyorum.

Bir akrebin zehirinde eksilip gidiyor yaşam. Her gün başka bir parçamı bırakıyorum ardımda. İçimde kalanlar, düşlerimdeki zamanlar, çalamadığım kapılar üşüşüyor belleğime. Üzerimdeki açıkları kapatıyorum son bir telaş. Dikiyorum yaralarımı. Ruhumdaki deliklere gücüm yetmiyor. İçimdeki boşluk anlaşılmasın diye her seferinde en güzel elbiselerimi giyip, en renkli makyajımı yapıyorum.

Ben zaman yoksunu kurulmuş saat. Bir yanılsamanın içersinde, tanımı olmayan bir öfkeyi taşıyorum. Her seferinde yineleyip kendimi iklimsiz mevsimleri yaşıyorum sil baştan. Yüreğimin sarkacı aklımın çıkmazlarında...Her salınışında kendi kendimin önce celladı, sonra kurbanı oluyorum.


Resim: img396.imageshack.us/img396/8392/zamanmu2.jpg

1.12.2008

TEK BİR CÜMLE, KOCA BİR DÜNYA

Varolan kitaplığım dışında annemin tüm söylenmelerine karşın yatağımın başında oluşturduğum küçük çaplı bir başka kitaplığın üzerinden ilk kitabı çekip alıyorum. Latife Tekin, Unutma Bahçesi...

Bu kitap ilk olarak ismiyle dikkatimi çekmişti ama rastgele açıp da okuduğum tek bir cümle sayesinde alıp okumuştum. Hani bazen tek bir söz, bakış, dokunuş yeter ya, içinde koca bir dünya saklıdır aslında, bana da tek bir cümle yetmişti işte bu kitapla aramda tarifi olmayan güçlü bir bağ kurmaya...

Ne tesadüf ki şimdi de ilk olarak sevgili voodoo girl’ün sayfasında rastladığım, sevgili Nily’in de sihirli değneğiyle dört bir yana dağıtıp yaydığını gördüğüm, bana göre gelmiş geçmiş en güzel mim olan bu oyun için yine tek bir cümle yazmam gerekiyor. İşte 56. sayfadaki içinde koca bir dünyanın saklı olduğu 5. cümle...

“Unuttuğum şeylerin üzüntüsünü pek duymam artık ama yorgunluğunu hissettiğim olur”

Unutmakla ya da benim lügatımdaki karşılığı olan ‘unutmuş gibi yapmakla’ ilgili söylenebilecek o kadar çok şey var ki...Ama ben tek bir cümlenin içine sığmış olan bu koca dünya üzerine başka bir söz söylemek istemiyorum. En azından şimdilik...

Bu mim bir oyun gibi. İsteyen herkes oynayabilir, kimseye paslanmıyor. Tek yapmanız gereken;

*Kendinize en yakın kitabı almak
*Sayfa 56’yı açmak
*5.cümleyi bulmak
*Cümleyi bu kurallar ile birlikte yayınlamak
*En sevdiğiniz, en moda veya en entellektüel kitabı seçmeyip, en yakınınızdakini almak...

İşte kurallar bu kadar. Peki ya sizin tek cümledeki koca dünyanız hangisi...