28.05.2009

DİPSİZ KUYU

Ustura kesiği bir söze açtım bugün kulaklarımı. Önüm arkam darma duman. Kulağımda notasız bir bekleme melodisi...

Bekleyesim var.
Beklemem lazım.
Beklemeli biliyorum.

Tam ortada kalmışlığım. Solum söylenmemiş sözler. Sağımda küfür ağırlığı. Önümde yarım kalmış cümlelerden koca bir duvar. Kendi sesimi sakladığım. Kendi sesimden saklandığım.

Duvara çivilenmiş bir takvime yazılı adın. Gelişi olmamış bir gidişte saklı.Yüreğimde kazılı. Sustuğun yerde izin kalıyor. Boğuluyorum.

Ustura kesiği bir güne açtım bugün gözlerimi. Yer gök kızıl duman. Alev alev. Düşümde kan lekeleri...

Gidesim var.
Gitmem lazım.
Gitmeli biliyorum.

Tam ortada kalmışlığım. Solum düş. Sağım gerçek. Önümde yalandan bir duvar. Adını kendimden bile sakladığım. Kendim saklandığım.

Kaldırım taşlarına kazınmış adımlarım. Geleceği olmayan bir geçmişe takılı. Başımı alıp gitsem yüreğim kalıyor. Dağılıyorum.

Ustura kesiği bir hayata açtım bugün penceremi. Pervazından seyrediyorum da şimdi gidişini.Gri bir gölge bırakıyorsun ardında. Yüzü olmayan. Geçtiğin sokaklar fırtına habercisi. Gökyüzüne bakıyorum. Yağmur topluyor.

Sonsöz; Dipsiz bir kuyuya attığın taşın peşindeyim şimdi. Dayadım kulağımı. Bekliyorum. Sesi(n) gelmiyor.


Görsel: Deviantart

25.05.2009

ENGELLERİ KALDIRALIM MI?

“Türkiye’de 8.5 milyon kayıtlı engelli var. Sosyal paylaşım ve uyum alanlarının eksikliğine bağlı olarak topluma ve hayata karışamadıkları için görmezden, duymazdan geliniyorlar.”

“Kalbini engelleme, engelleri kaldır”


diyordu http://www.engellerikaldir.com/ sitesi projelerinin başlangıcında. Evet belki bütün engelleri kaldırma şansımız yok şu anda ama önce kendi kalbimizdekileri –varsa- kaldırarak, bakmakla yetinmeyip görmeye çalışarak ve bir ucundan destek olarak birşeyler yapabiliriz eğer istersek. Bu anlamda sevgili Buraneros’un başlattığı güzel bir projeye dikkat çekmek istiyorum; bazı yazılarımızı sesli kaydederek görme engelli arkadaşlarımızın da bloglardan yararlanması konusunda...

“Görme Özürlü kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir. O, diğer insanlardan çok farklı, olağanüstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevi bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme özürlüler arasında da başarılı olan, başarısız olan, yetenekli olan, yeteneksiz olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Yani görme özürlü de herkes gibi bir insandır.

Farklı yazı sistemini kullanarak o da aynı kitapları okur. Farklı metotlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimleri alır. Diğer insanlarla aynı okulları, aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Kısacası görme özürlü olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir.”

Konuyla ilgili internet üzerinde küçük bir araştırma yaptığımda karşıma çıkan bu iki paragraf aslında pek çok şeyi özetliyor. Bizden kişilik olarak hiçbir farkı olmayan, sadece okumak ve yazmak için farklı metodlar kullanan insanlara bizde bu metodlar anlamında çok basit bir şekilde elimizden geldiğince yardımcı olabiliriz.

Buraneros’un öncülüğünde başlayan bu proje sevgili Evren, Şebnem ve Arzu'nun değerli fikir ve önerileriyle gün geçtikçe olgunlaşıp “ayrı bir blog” açmaya doğru hızla ilerlemekte. Benim gibi teknik olarak katkıda bulunamasanız, yani ses kaydı yapıp ekleme şansınız olmasa bile en azından fikirsel olarak yardımcı olabilirsiniz. Bu konuda emin olun herkesin fikir ve öneririsi, yardım ve desteği bir engelin daha kaldırılması demek olacaktır.

Son olarak sevgili Buraneros’un konuyla ilgili yazısı buradan okuyabilir ve fikirlerinizi iletebilirsiniz.


Alıntı: http://korler.bilkent.edu.tr/
Görsel: http://www.banucosar.net/

23.05.2009

KABUS GİBİ MİM

1. Yıl sonunda zengin olmak koşulu ile bir yıl boyunca her gece kabus görmek ister miydiniz ?

Maddi olarak hemen hemen herkesin sıkıntılı olduğu böylesi bir dönemde zengin olmak çok cazip gelse de sonundaki kabus olayı işi bozuyor. Tadını çıkartamadıktan, akıl ve ruh sağlığım bozulduktan sonra parayı ne yapayım ben. Aklım, ruhum ve manen sahip olduğum zenginlik bana yeter diyerek almayayım alana da mani olmayayım diyorum.

2. Kör olma ve sağır olmak arasında nasıl bir seçim yapardınız?

Düşününce ikisi de birbirinden kötü aslında. Görme ve duyma engelli insanlarımıza gerçekten kolaylık diliyorum. Sanırım benim tercihim görmekten yana olurdu...

3-Öleceğiniz anı bilmek ister miydiniz?

Hayır asla bilmek istemezdim. Bildiğim an bir sürü şeyi yetiştirme ve yapma telaşından hiçbir şey yapamaz halde olurdum çünkü...

4. Bu gecenin son geceniz olacağını öğrenseniz, birine söylemediklerinizden dolayı üzülür müydünüz?

Sadece birine değil pek çok kişiye belki de. Ama en çok da kendime söyleyemediklerime. Ne de olsa bir insan önce kendisine karşı açıksözlü ve dürüst olmalı öyle değil mi...

5. Bir yıl boyunca herşeyin mükemmel olduğu, ancak yıl sonunda o yılı unutacağınızı bile bile yaşanmasını ister miydiniz?

Unutmak diye birşey olmadığına inanırım ben. Ama burada hafıza silmek gibi birşeyden bahsediliyorsa eğer sonunda hiç yaşanmamış sayılacak bir zamanı, bana ne ekleyip benden neler götürdüğünü bilmediğim bir dönemi neden yaşamak isteyeyim ki...

6. Eviniz yanıyor, aileniz ve siz kurtuldunuz. Son bir kez daha eve girme şansınız olsa, neyi kurtarırdınız?

Tekrar eve gireceğimi hiç sanmam ama soru gereği illaki girmem gerekiyorsa muhtemelen kitaplarım olacaktır...


Uyarı Notu: Dikkat! Bu mim vakti zamanında sevgili Bekriya tarafından yollanmıştır. Son kullanım tarihi geçmiş olduğundan kimseye paslanmayacaktır. Bilginize...


Görsel: Deviantart