22.07.2011

GEMİ

Sen...

Yüzme bilmediğini söylüyorsun. Sığ suları tercih edişin hep bu yüzden. Sığ sulara çivileme atlayışın.

Ayakların yere bas/a/mıyor diye mi şimdi tüm bu telaşın? Gülümsüyorum. Aşk boyunu aşmış, diyorum sana. Ver elini beraber yüzelim.

Yüzme bilmeyene yüzme öğretmek zordur, diyorsun. Aşk öğrenilir mi, diye soruyorum sana. Öğretilir mi? Susuyorsun. Bırakıyorsun elimi.

İlk fırsatta terk ediyorsun gemiyi. Hiç kulaç atmadan. Denemeden en azından. Suskunluğun can simidin olmuş güvendiğin. Önüne gelen ilk kıyıya çıkıyorsun.

Boğmak mı yoksa boğulmak mıydı esas korkun merak ediyorum. Elde avuçta kalan sadece deniz tutmaları. İlk rüzgarda yıkılıveren kumdan bir kale...

Ben...

Gözlerim kapalı atlıyorum her zaman suya. Yüzmek yetmiyor. Hep derinlere dalıyorum. Derinlerde yaşıyorum. Korkum yok açık denizlerden. Vurgun yemekten. Hazırım.

Ufukta hiçbir kara parçası gözükmüyor şimdi. Güvertede tek başınalığım. Açık denizde. En dipte, nefessiz kaldım. Yüzeye çıkmak telaşındayım. Ben yüzeye çıktıkça gemi her tarafından su alıyor.

Su soğuk. Su tuzlu. Su yakıyor. Zaman kesiklerinden gözlerime tuzlu anılar akıyor.

Aşk...

Boyunu geçmekle kalmıyor işte. Vurgun da yemek lazım. Karşılıksız.
Hala burada. Açık denizde. Gemide. Gemi batıyor.
Biz bıraktık. Kurtardık kendimizi. Ama o gemiyi terketmiyor.




*İlk yayın tarihleri: 02/01/09’ ve 12/01/10’
**Görsel:
Deviantart

20.07.2011

3



















BAZI ŞEYLER HİÇ UNUTULMAZ!






*Görsel: Afiş buradan alınmıştır.

18.07.2011

DÜŞSÜZ KALMAK

Düşler üzerine konuşurken bugün bir dostla, gördüğümüz, kimini hatırlayıp kimini hatırla/ya/madığımız rüyalar üzerine, iki gündür rüya görmediğimi fark ettim. Hastalığın etkisiyle erkenden ve kendimi kaybedercesine uykuya dalışımdan olsa gerek. Rüya görmedim derken mutlaka görmüşümdür de hatırlamadığımın, uykuda geçirdiğim saatlerin hiç yokmuşcasına, bir boşluktaymışcasına geçip gittiğinin ayrımına vardım. Bir kitapta okumuştum; ‘uyku küçük ölümdür derler, hiçbir şeyin nedenini, nasılını sorgulamaz insan’ diye. Ben galiba 2 gecedir erkenden ölüp, sonra ertesi gün yeniden ve erkenden yaşamaya başlıyorum. O arası hep bir boşluk, hep bir sis, hep bir gri bölge. Bir şeylerin var olduğu, ama aklı ve yüreği aştığı için belki de yok sayıldığı öte bir zaman...

Düşsüz kaldım galiba ben bu aralar dediğimde dosta; *aç kal, susuz kal ama düşsüz kalma, dedi bana. “Düşsüz mü kaldın, aklın egemenliğine girmiş düşler demek. O zaman olan hayallerine sığın...”



* Ömür Doğan
**Görsel:
Flickr.com