YAŞARKEN...

>> 25 11 2009

Bir eli aklında yaşamalı insan...Hani bazen yüreğinin yetmediği yerlerde, dilinin dönmediği, kelimelerin bilinmediği, sözün bittiği anlarda mesela, nefessiz kaldığında, kaskatı donduğunda acıdan veya hayat durdu sandığında, terkedilmiş ve unutulmuş olduğunda, anlamaya çalışıp ta sadece kendini kandırdığında, cenneti cehennem, cehennemi kül olduğunda, işte böyle zamanlarda eliyle değip de aklına, hayatı boğan o düğümleri birer birer gevşetmeli tekrar...

Gevşetmeli ki; şöyle bir silkelenip kendine gelsin. Boğulup kalmasın akıl. Gelip geçicidir bu delilik hali desin kendi kendine. Dindirsin içindeki kendini bilmez öfkeyi, bu densiz kızgınlığı. Zamana yenilmesin.

Bir eli yüreğinde yaşamalı insan...Hani aklının almadığı zamanlarda, gözün kör, dilin lal, kulağın sağır olduğu, yapmadığın, söylemediğin, aklına bile getirmediklerin sunulduğunda sana, seyrederken gözünün önünden akıp giden ve dokunamadığın zamanı telaşla, sana sadece sessiz hafler bırakıldığında, bir hiç uğruna yitip giderken herşey ve sen sadece hayretler içinde bakakaldığında, hani pamuk ipliğine bağlıyken iyiye, güzele, doğruya dair tüm umudun, işte böyle zamanlarda eliyle değip de yüreğine, hayatla arasındaki incelen o bağı kalınlaştırmalı tekrar.

Kalınlaştırmalı ki, şöyle bir silkelenip kendine gelsin. Soluklanıp durulsun yürek. Geçsin bu küskünlük zamanları, bu kırgınlık halleri. Alacağı ve vereceği her nefes için yenilensin. Sesi kesilmesin...

Her nerede ve nasıl olursa olsun, bir eli aklında diğer eli yüreğinde yaşamalı insan. Ne aklının izinden şaşmalı sapsa bile zaman zaman yanlış yollara, ne de kulakları duymasa da bazen hayatın nabzını ta derinden, yüreğinin sesinden vazgeçmeli...


*İlk yayın tarihi: 16/09/08


Görsel: Deviantart

Read more...

GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN (MU?)

>> 24 11 2009

"Okullarda öğretim vazifesinin güvenilebilir ellere teslimini ülke çocuğunun o görevi kendine hem bir meslek hem bir ülkü sayacak üstün ve saygı değer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik diğer serbest ve yüksek meslekler gibi aşama aşama ilerlemeye ve her halde zenginlik sağlamaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler insan toplumunun en özverili ve saygı değer unsurlarıdır."

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK (1923/ANKARA)


Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD’nin her yıl olduğu gibi bu yılda hazırladığı “Bir Bakışta Eğitim” raporunun sonuçlarına göre OECD’ye üye 11 ülke arasında Türkiye’deki öğretmenler;

1) Daha fazla çalışmaktalar;

*Zorunlu çalışma saati ortalamasının 1652 olduğu OECD’ye üye ülkeler arasında Türkiye'de bu saat 1832'ye çıkıyor. Çalışma saatleri İskoçya'da 1365, İspanya'da 1425 ve Portekiz'de ise 1432.

2) Daha çok öğrencinin sorumluluğunu üstlenmek zorundalar;

*Okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan bir öğretmene İspanya’da 14, Portekiz’de 16, Yunanistan’da 12, Macaristan’da 11, Çek Cumhuriyeti’nde 14, İsveç’te 13 öğrenci düşerken bu sayı Türkiye’de 26’dır. OECD ortalaması ise 15’tir.

İlköğretimde görevli bir öğretmene düşen ortalama öğrenci sayısı Portekiz’de 12, Yunanistan ve Macaristan’da 10, Çek Cumhuriyeti’nde 19, İsveç’te 13 iken, bu sayı Türkiye’de 26’dır. OECD ortalaması ise 16’dır.

Ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmen başına düşen öğrenci sayısı Portekiz ve Yunanistan’da 8, Avusturya ve Macaristan’da 11, Fransa’da 12, OECD ortalaması düzeyinde 13 olarak gerçekleşmekteyken bu sayı Türkiye’de 17’dir.

3) Daha düşük ücret almaktalar;

*Türkiye'de ilköğretime veya liseye yeni başlamış bir öğretmen yılda toplam 14 bin 63 dolar, en üst derece öğretmen 17 bin 515 dolar alırken, bu ücretler OECD ortalamasında 28 bin dolar ile 54 bin dolar arasında değişiyor.

Raporda öğretmenlerin göreve başladıkları tarihten görevde en üst kademeye ulaştıkları tarihe kadar maaşlarında yaşanan artış oranlarına da yer veriliyor. Buna göre, ilköğretimde bir öğretmenin göreve başlayıp meslekte en üst kademeye ulaştığında başlangıçtaki maaşına göre artış Almanya'da yüzde 33, İrlanda'da yüzde 88, Portekiz'de yüzde 157, OECD ortalamasında yüzde 71 iken, Türkiye'de ise bu oran yüzde 25.

4) Geçimlerini sağlamak için daha fazla yıpranmaktalar...

OECD 2009 BİR BAKIŞTA EĞİTİM RAPORU


HER ŞEYE RAĞMEN GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...


Görsel: Deviantart

Read more...

YOK OLMUŞ BİR TARİHİN TOPLAMA KAMPINDAN

>> 20 11 2009


Yığın yığın kırmızı tramvaylarıyla
Geçilmiş
Kaç sokağı hatırlatır sevgili?
Bir türlü elimi süremediğim
Eskimiş küçük oyunu
Toprak parçasının
Yoğruldu
Yontuldu
Yıkanıp paklandı sonra
İhtilallerden çıkmış gibiydi
Kapının eşiğindeki hali
Tüm meleklere papucunu ters giydirirdi
Ana kucağına bırakırcasına
Mevsimlerin kış ertesine gelen baharını
Ve sarışınlığını sevmek

Yığın yığın kırmızı tramvaylarıyla
Geçilmiş
Kaç sokağı hatırladın sevgili?
Sevdan avucuma koyduğun kadar
Rüzgara dokunuyorum da
Hep tuzlu geliyor sesin
Karıncalaştıkça kendini yoğuran zaman
Yüklense de ikinci tekili
Payımıza işleyen yalnızlık
Yalından türememiş mi?

Yığın yığın kırmızı tramvaylarıyla
Terkedilmiş
İstediğin sokağı hatırla
Kalmak adına
Birşeyler yazmak
Dokunsa da bazen insana
Biliyoruz ya;
“Aşk topuğundan nasırını eksik etmiyor”


ÖZLEM ÇAKAR (PAPİRÜS)



Görsel: Deviantart

Read more...

KAN/MAK

>> 18 11 2009


Gittiğin yer
Uzak mı gerçekten?
Döndüğün zaman
Bir adı/n olacak mı?
Beklemenin
Bir tanımı var mı oralarda?
Özlemenin
Başka bir anlamı var mı?

Herkes kendi dilinde mi konuşur
Kendine göre mi yaşar
Aşk başkalaşır mı
Farklı kollarda
Yaşamın telaşında
Kaybedip de kendini
Hiç bilmediği/n yollarda
Eksilir de kalır mı?

...

Gittiğin yer
Uzaksa gerçekten
Döndüğün bir zaman
Ve bir adı/n olmayacaksa
Sen orada kal.
Olduğun gibi...
Ben burada
Sadece kendimi kandırayım.

Kendini kaybetmek
Kendinden kaybetmek gibi
Gözükse de çoğu zaman
Aşk; kendinden öte olmak değil midir aslında
Ben de kalanlardan yana
Sorup da içime
Kendimle çoğalıp
Kendime dair anlatayım...


Görsel: Deviantart

Read more...

  © Free Blogger Templates Wild Birds by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP