21.05.2010

KADER Mİ???

Başbakanımız; “Grizu patlamaları maden ocaklarının tabii bir parçasıdır. Bunları yüzde yüz önlemek mümkün değildir. Bunu tekrar söylüyorum bu mesleğin kaderinde vardır.” derken haklı aslında. Adı telaffuz edilmiyor olsa bile, yeraltı maden ocaklarında çalışıyor olmanın kaderinde “ölüm” ne yazık ki vardır. İşte Türkiye Maden İşçileri Sendikası tarafından açıklanan ve pek çoğunu bildiğimiz, yeraltı maden ocaklarında iş kazalarını “kader” yapan nedenlerden bazıları:

*Özel sektörün “önce üretim, önce kar” anlayışının, en küçük bir ihmalin bile toplu ölümlere yol açtığı yeraltı maden ocaklarında iş kazalarına davetiye çıkartması,

*Devletin iş sağlığı ve güvenliği denetimi ve yaptırımlarındaki yetersizlik,

*Maden ocaklarındaki denetim yetersizliği; fenni nezaretçinin işverene bağımlı yapısının sürmesi, yerinde ve sürekli denetimin etkili kılınmaması,

*İş sağlığı ve güvenliği mevzuatındaki yetersizlikler; ILO’nun konuyla ilgili 176 sayılı sözleşmesi Türkiye tarafından onaylanmamış ve dolayısıyla uluslararası standartlar mevzuata yerleştirilmemiştir.

*Özelleştirmeler; özelleştirilen maden ocaklarında iş kazaları artmıştır, istatistiklerle somuttur.

*Taşeronlaştırma/Rödevans; toplu ölümlü iş kazalarının meydana geldiği kömür ocaklarının büyük çoğunluğu taşeronlarca işletilmektedir.

*Sendikal Örgütsüzlük; sendikal örgütlülük yerinde ve sürekli denetim demektir. Son dönemde iş kazalarının meydana geldiği ocakların hiçbirinde sendikal örgütlülük yoktur.

Bunlar yeraltı maden ocaklarında önlenebilir olan iş kazalarını “kader” haline getiren nedenlerden sadece birkaçı. Ve bu nedenlerden ötürü, TTK Genel Müdürlüğü istatistik verilerine göre kömür ocaklarında 1955-2009 yılları arasında yaşanan iş kazalarında 2687 işçi hayatını kaybederken 326321 işçi ise yaralı olarak kurtuldu.

İş kazaları bakımından Türkiye en güvensiz ülkeler sıralamasında başı çekmekte; ülkemiz dünya sıralamasında 3. ve Avrupa sıralamasında ise 1. konumda. Anlaşılan o ki; Avrupa ve dünyada çok fazla esemesi okunamayan “kader” iş kazaları bakımından Türkiye’de ağlarını örmüş durumda. Böylesi bir kader sadece bizim işçilerimizin alınlarında yazılı, böylesi bir kötü talih sadece bizim işçilerimiz için kaçınılmaz...

Peki ya şimdi ne olacak? Bu ağın içersine daha nice canların takılmasına sessiz kalıp kaderimize boyun mu eğeceğiz? Yoksa iş kazalarının “kader” olmaktan çıkartılması için yetkililerin ve sorumluluların gerekenleri bir an önce gerçekleştirmesi adına elimizden geleni yapıp sesimizi mi yükselteceğiz?


*Bilgiler buradan alınmıştır.
**Görsel: Buradan alınmıştır.

28 yorum:

moroccom dedi ki...

bu kısır döngü kırılmalı ve yaşamak üzerine bir iş güvenliği sistemi kurulmalı.

coffeé dedi ki...

kader ve bu bölgenin alışık olması gerektiği... ne kadar da kolay değil mi.... onların yakınlarından biri kalsaydı o zehirli gazda, eminim o gazı yok edecek sanayi inşa ederlerdi.... ya da onlarla ilgisi olmayan insanlardan oluşan güvenlik duvarı... hep böyle olmuyor mu? utanıp düzeltmek en azından düzeltmeye çaılşmak yerine kadere sığınmak....

losstime dedi ki...

işin en önemlisi yetkililerin duyarlı olması balık baştan kokar diye boşa söylememiş atalarımız. işin bu kadar basite indirgenmesi akıl almaz değil. bu işin içinde var kabuol etmek lazım. boş boğazlı insan sıfatlının cümlesi...

nalan dedi ki...

kader?
:(

Efsa dedi ki...

Aslında Ereğli ve madenlerde çalışan işçilerin haklarını korumak için düzenlenen ilk tarası 1920 li yıllarda yapıldı. ilk işçiyi koruma konusunda ve demokratikleşme süreci orada oldu. ama nasıl bir süreçse hala bitemedi gitti.

İnsan canı bu kadar ucuz işte bazı yerlerde, dillerde. Tersane işçileri gibi maden ocaklarında asgari ücret için çalışan tüm işçilerimiz için üzülmemek elde değil.

Ben yakınlarına ve bizlere başsağlığı diliyorum öncelikle. Allah sabır versin. :(

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Ağla Türkiyem ağla...

Cüzzamlı Melek dedi ki...

sizin başbakanınızın ürettiği (!) bahaneler, tuzla'daki tersaneler ve kot taşlama atölyeleri için de geçerli...
geçen yılbaşında ankara'da doğalgazdan zehirlenerek ölen 6 gencecik insan da kader kurbanı zaten.
sorumlusu olan orospu çocuğunun, basıun toplantısında olmayan Allah'ını kullanarak, pişmiş pişmiş sırıtıp "cumadan geliyorum" dicek kadar ateistleri bile aratır nitelikte açıklamalar yapması da kader...
sikerim böyle kaderi...
piyes: mayacım, eğer blogun tarzına uymuyosa, yayınlamayabilirsin.
öptüm.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

patlamanin oldugu gun, once CHP'nin yeni baskan adayini dinledik haberlerde.. esiyle tanismasi dahil, uzun uzun, yavas yavas anlattilar...
Sonra Bursaspor'un sevinci, Fenerbahce taraftarlarinin olcusuz kizginliklari...
3. haberdi grizu patlamasi...
Ates dustugu yeri yakiyor...
Simdi sorumlular araniyor... Ne olacak bulunduklarinda...? Ne olacak?
Bulunurlarsa tabii...

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Çok derin bir konu bu Maya'm,
aslında kader tabi ki, ama o madene girerken kaderlerini de biliyorlar ama ne yapsınlar ekmek kapısı, baba mirası, yöre yapısı.
Yine de bu kazaları önlemek yada en aza indirmek mümkün buda devletin çalışmaları arasında.
Ne yazık ki ülkemizde işçi sınıfına az ücret çok iş ve "ölen ölür kalan sağlar bizimdir" gözüyle bakıldığı için önlem almak yada bakım yaptırmak yada bunun için para harcamak gibi ilgilenme yoktur.
Çok acıdır aslında hergün o madene girip yerin en az 500 metre altında çalışmak ve dönüşü olacak mı diye beklemek.

beenmaya dedi ki...

@adsoy: insanca yaşamak adına, insanca çalışmak adına yapılması gereken çok şey var aslında öyle değil mi...

beenmaya dedi ki...

@coffeé: hatayı kabul edip düzeltmeye çalışmak yerine kadere sığınmak işte en büyük hata bu değil mi zaten...eminim ki kader bile bıktı her durumda kendisine sığınanlar yüzünden...

beenmaya dedi ki...

@losstime: bu kadar zor olmamalı birşeyler yapmak, düzeltmeye çalışmak öyle değil mi...

beenmaya dedi ki...

@nalan: öyleymiş işte...
:(((

beenmaya dedi ki...

@Efsa: başımız sağolsun evet ama işte ateş düştüğü yeri yakıyor en çok. dışarda kalanlar kader deyip geçip gidiyorlar üzerinden...

beenmaya dedi ki...

@Dalgaları Aşmak: ağlaya ağlaya artık gözümüzde yaş kalmadı ama hala değişen bir şey yok ne yazık ki...

beenmaya dedi ki...

@cüzzamlı melek: "sizin başbakanınız" kısmını anlamamış olsam da ben bu yazıyı kaybettiğimiz madencilerimizden yola çıkarak bir hiç uğruna kaybettiğimiz tüm canlar adına yayınladım aslında bir anlamda sevgili cüzzamlı...

piyes: yorumunu yayınladım. öfkemiz, kızgınlığımız, canımızın acısı ve tüm bunlara, kaybedilen canlara rağmen hala kadere sığınılması, çözüm olarak kaderin sunulması gerçekten çok anlamsız, çok kötü, dalga geçiliyor gibi bir durum. ama yine de birazcık daha dikkatli ve özenli konuşalım biz ne dersin hak etmeseler bile...

beenmaya dedi ki...

@Mehtap Pasin Gualano: suçlu bulundu aslında; "kader". diğer suçlulara gelince onlar da kaderin kurbanları olduklarını söyleyip sıyrılıp giderler...

beenmaya dedi ki...

@YAŞAMIN KIYISINDA: o madene girmek ve çalışmak zorundalar elbette. ama o madendeki çalışma koşullarını düzenleyen kader değil öyle değil mi canım. kaderlerinde ölüm varsa bile o kaderi hızlandıran insan elleri değil mi...

atesinsesi dedi ki...

aslında maya bütün bu süreç insanlık tarihinin son ikiyüz yılı yaşanan düzenden kaynaklı bi durum.
kapitalizm kar üzerine yapılandrdığı işleyişini insani değerleri talan ederek gittikçe artan bir oranda sömürmekte. insan bilinci bunun altarnetifini kollektif bir emekle var kılmadıkça daha trajik cinayetlere tanık olacağız.

etrafımızı ören yalan kozasından çıkıp mavi bir kelebek olarak uçncaya dek iyi kal.

sakın ha senide kandırmasın yalan satıcıları, umut sanıp düşmeyesin bi hint fakirinin peşine sende

ne yazıkkigelecek bağırıp çağırmakla küfür etmekle kazanılmıyor, gelecek akılda, bilimde ve sanatta. ondan ötesine sosyalizm diyoruz işte.

beenmaya dedi ki...

@atesinsesi: "insan bilinci bunun altarnetifini kollektif bir emekle var kılmadıkça daha trajik cinayetlere tanık olacağız." demişsin ya işte her şeyin özü aslında bu cümle...

Cüzzamlı Melek dedi ki...

tatlım sen lafa "başbakanımız" diye başlamışsın ya... kinayeydi belki, ben fark etmedim.

neticede, o adam benim başbakanım diil. asla da olamaz !

beenmaya dedi ki...

@cüzzamlı melek: neyse en azından şimdi fark ettin ya sorun değil...

Vladimir dedi ki...

Güya işçinin haklarını dile getirmek için ortada gezinen sendikaların hali de "koyun can derdinde kasap et" misali gidiyor. Her şey neden hep göstermelik ülkemizde?

beenmaya dedi ki...

@Vladimir: yazık ki öyle...ilgili olsun olmasın herkesin elini taşın altına sokması, herkesin birşeylerin değişmesi adına elinden geleni yapması lazım artık....

nox dedi ki...

Nuray Mert'ten:
***
...
“Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa bir koyunu
Tutar da adl-i ilahi sorar Ömer’den onu” demezdi.

Zonguldak’ta yeraltında can verenlerin, Dicle kenarındaki koyun kadar hukuku yok mu?
...
***
Dicle kenarında otlayan kuzuyu kurdun kapması bile kader değilken (Bunu Mehmet Akif demiş) bir bit (0-1) kadar beyni olan insan bunun kader değil ihmal olduğunu bilir.

akp web sayfasında günlerce -bugün dahil- tek kelime başsağlığı yok,zalimler sorumluluğun bilincinde olmayanlar geldikleri gibi seçimle gidecekler.

nox dedi ki...

Enerji Bakanına yumruk atan kişi "Bakan olmanın kaderinde protesto ve hatta yumruk bile olabilir,Örnek Berliskoni.Ben değil kader suçlu" şeklinde savunma yapsa "delimisin kardeşim" deriz.

cinar dedi ki...

benim yorumum yok? kader demek doğru değil içerikli bir yorum yazmıştım ama bir sorun oldu sanırım..

beenmaya dedi ki...

@beyazmavi: diyorum ya "kader" bile her şeye bahane olarak sunulmaktan, hataların, ihmallerin tek sorumlusu olarak gösterilmekten bunaldı artık neredeyse...

@cinar: hayır canım senden herhangi bir yorum gelmedi ki bana???