19.09.2011

2.BOĞAZİÇİ KİTAP FUARI

*"Selam Vladimir, naber, nasılsın? Görüşemedik kaç zamandır, bu aralar İstanbul’da mısın?" diye başlayan konuşma bir anda cumartesi buluşmasına döndü. Okumayı ve yazmayı seven iki kafadar olarak da buluşma mekanımız bu yıl Almanya’nın konuk ülke olarak katıldığı ve “Göç” temasının işlendiği 2.Boğaziçi Kitap Fuarı oldu.

*Günüm, artık gün ve saat ayrımı yapmayan İstanbul trafiğinin de katkılarıyla gelenekselleşmiş cumartesi dişçi randevuma 1 saat geç kalmakla başladı. Neyse ki Vladimir’le saat konusunu netleştirmemiştik de kendisini bekletmek zorunda kalmadım. Ama tabi Vladimir’i de trafiğe takılmaktan kurtaramadım.

*Taksim’den Harbiye’ye doğru yürüyüşümüz esnasında ne İstanbul Kongre Merkezi’ne ne de 2.Boğaziçi Kitap Fuarı’na dair herhangi bir bilgi veya afişin olmaması oldukça dikkat çekiciydi. Yine de fazla soruya gerek kalmadan tahminlerimizin de yardımıyla İstanbul Kongre Merkezi’ne ulaşmamız çok zor olmadı.

*Fuar dışında birkaç etkinliğe daha evsahipliği yapan bol yürüyen merdivenli merkezin içersinde de ne yazık ki etkinliklere dair yönlendirici bilgiler yoktu. Oldukça büyük olmasına rağmen bize pek de kullanışlı gelmeyen merkezde neredeyse her aralık kapıdan kafamızı uzatarak, kimseye sormadan el yordamıyla ilgili salonları bulduk diyebilirim. Yürüyen merdivenlerle sürekli aşağıya iniyor olmak ve bu fuar hakkında ne basında ne de merkez içersinde çok fazla bilgiye rastlamamak bizde gizli saklı bir yeraltı fuarına gidiyormuş izlenimi uyandırdı.

*Salonlar ne yazık ki boştu hatta bir salonda sadece Vladimir’le ben vardım. Bütün yayınevlerindeki görevli arkadaşlar da sağolsunlar her türlü sorumuzu cevaplayıp bize yardımcı oldular. Özellikle Heyemola Yayınları’nın standında bir hayli vakit geçirdik. Bunda Ekim 2009 da 40 kitapla başlayan, 80 kitaba çıkan ve 100’e tamamlanmak istenen, her bir semtinin orada yaşamış ya da uzun vakitlerini o semte adamış ayrı bir yazar tarafından anlatıldığı “İstanbulum” serisi üzerinden başlayan güzel bir sohbetin etkisi çok büyüktü elbette. Hem görevli arkadaşlara hem de serideki “Ben Haliç” kitabının yazarı sevgili Nusret Karaca’ya güleryüzleri ve içtenlikleriyle güzelleştirdikleri bu sohbet için bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum. Bu arada benden duymuş olmayın ama İzmir ve Trabzon kitaplarının da yayınladığı bu seride sıradaki il ise Adana...

*2.Boğaziçi Kitap Fuarı için ayrılan 4 salonu da gezip ufak çaplı bir kitap alışverişi yaptıktan sonra çıkış kapısına yöneldiğimizde dışarıya kadar taşmış olan kuyruğu gördük. Ama elbetteki bu kuyruk kitap fuarı için değil, diğer konser ve sergi etkinliği içindi. Giriş çıkışların aynı kapıdan yapılması ise özellikle çıkmak isteyenlerin işini zorlaştırdı diyebiliriz. Fuar sonrası Taksim’de Leman Kültür’de verilen bir bira molası ardından vapur sefasıyla geçilen Anadolu yakası cumartesi gününün son durağı oldu. Sevgili Vladimir kitap, sohbet ve keyifle geçen bu gün için çok teşekkürler arkadaşım. Arayı fazla açmayalım.




*Bu arada ilgilenenler için; 15 Eylül’de başlayan ve 21 Eylül’e kadar devam edecek olan 2.Boğaziçi Kitap Fuarı için ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

**Görsel: Vladimir

10 yorum:

Unknown dedi ki...

Ahh İstanbul'da olsam gitsem şu fuarlara...

Ebru dedi ki...

Sadece Bahzatımız var onun dışında herşey orada:)

suve dedi ki...

Valla bende bozuluyorum bu bütün fuarların İstanbul'da olmasına, zorla taşıncam ya:)

Eleştiriler konusunda kesinlikle haklısın, genelde bulunmasın diye afiş bilgi filan koymuyolar bu tip organizasyonlarda :)

Vladimir dedi ki...

Arkadaşım arayı amayalım bir daha Çok keyifi bi röğleden sonra oldu, Çok teşekkür ediyorum herşey için.

Bu arada, fuar alanı üzerine senden okudukça unuttuklarım bir bir aklıma geldi. Ne kadar büyük bir alandı, ne kokteylere daldık çıktık çıkış kapısına ulaşabilmek için. Kapıya ulaşma da yetmedi kapıda ayrı bir etkinliğe gelmiş ayrı bir kalabalıkla burun buruna geldik.

Zombi filmi çevirmek isteyenler için muhtelem bir mekan olabilir orası. Bu da şimdi aklıma geldi. Bina konuyu kendi kendine yazar zaten. Sırf kamera ışık ve oyuncuları koysn yeter de artar bile..

Mesela kitap fuarından çıkmak isteyenler yolu bulamıyormuş, dışarı çıkmak istedikçe alt katlara iniyorlarmış. En alt kat ise zombileri gizledikleri yermiş meğersem... hiyyyy.. ürktüm valla. Bu fikri aklıma getimemiş olayım. :)

beenmaya dedi ki...

@Kitap Kurduyum Ben: hadi atla gel bir gün de gidelim madem. misal Tüyap'a hazırla kendini :))

beenmaya dedi ki...

@Nehir İda: Behzat'ı da mı alsak acaba buraya :)))

beenmaya dedi ki...

@suvebeyaz: o zaman sen de atla gel hep beraber bir fuar baskını düzenleyelim olmaz mı :)))

beenmaya dedi ki...

@Vladimir: ilahi Vladimir :)) sen bir senaryo yazsana bu duruma :)))

Avram dedi ki...

Ortalık sakin.. KAfama gelecek tencere ve tava görünmüyor ufukta.. Ya valla, evde oturup duruyordum. Telefon çalmadı. Çalsa zaten dönerim. sonrasında da geçen geçmişti zaten.( Gerçi sen şimdi yine dankk diye bir şey geçirirsin kafama ama..)

beenmaya dedi ki...

@AVRAM: eyvallah diyorum sadece çünkü ben çoktan bitirdim o kısmı sen hala orada mı kaldın?