
Bir Sahne
12 dakika önce
Çünkü oyunbozanlık eden bir şeyler çıkar daima. Sarkmış bir iplik mesela; sarkmış ve apartman kapılarına takılmış ya da ait olduğu kostümün tamamen sökülmesine sebep olmuş. Balonda hava kaçıran delik, sürgitte anlık duraklık, dönemeçten dönememek gibi...yahut onmadık yara, olmadık hayal, gözbebeğinde leke, tabakta kırıntı gibi...veya kotarılmamış bir meşgale, tamamlanmamış bir madde, bitmemiş bir hikaye gibi...bazı şeyler hep mızıtır ve eksik kalır. Ne kadar kusarsak kusalım yediğimiz pastadan geriye en az bir lokma kalır midemizin kuytusunda, ne kadar şişersek şişelim, kaç kazan süt içersek içelim paçamıza yapışıp havalanmamıza müsade etmeyen bir ağırlık gibi. Ve ne denli titiz olursak olalım, her göz temizliğinde halının altına saklanmış bir süprüntü kalır daima; unutmadığımız, unutturulmadığımız bir hatıra. Hep bir şeyler kalır. Bir şeyler hep eksik kalır.
Gördüm. Duydum. Hissettim. Okudum. Yazdım. Düşündüm. Sordum. Cevap verdim. Dinledim. Sessiz kaldım. Anladım. Anlattım. Merak ettim. Edildim. Tanıdım. Tanındım. Sandım. Kandım. Güvendim. Yanıldım. Yandım. Kırdım. Kırıldım. Acıdım. Acıttım. Şaşırdım. Üzüldüm. Ağladım. Güldüm. Heyecanlandım. Diledim. Sevdim. Sevildim. Sevindim. Düşledim. Gerçek yaptım. Başladım. Bitirdim. Gittim. Geldim. Arada kaldım. Düştüm. Kalktım. Canım yandı. Can yaktım. Ekledim. Çıkardım. Eksildim. Çoğaldım. Büyüdüm. Öğrendim...
Kara, kuru bir yılan gibi sinsice kıvrılarak gelip de çöreklendi aramıza kaç zamandır, farkındayım. Soğuk, kaygan ve çatal dilli. Konuşursan sokacak. Konuştuğun an, taşıdığı tüm zehir, sesinden sesime, dilinden dilime, kelime kelime içimize akacak. Sessizliğin bu yüzden. Etrafındaki her şeyi bir bıçak gibi kesmekten korkarcasına taşıdığın sessizliğin. Benimki mi? Benimki seninki kadar ağır değil belki. Ama bol soru işaretli. Ve çok daha korkak.
Zaman arsız bir kuş gibi...
*"Selam Vladimir, naber, nasılsın? Görüşemedik kaç zamandır, bu aralar İstanbul’da mısın?" diye başlayan konuşma bir anda cumartesi buluşmasına döndü. Okumayı ve yazmayı seven iki kafadar olarak da buluşma mekanımız bu yıl Almanya’nın konuk ülke olarak katıldığı ve “Göç” temasının işlendiği 2.Boğaziçi Kitap Fuarı oldu.
Bir yelkovanın telaşında akıp gidiyor yaşam. Aynada kendi suretim. Suretimde başka başka hayatlar. Eski bir fotoğrafa bakar gibi bakıyorum kendime şu an durduğum yerden. Tarihim yok. Kimliğim belirsiz. Bilinmeyen bir zamanda sıkışıp kalmışlığım. İçimde yer etmiş bir sıkıntının izlerinde her seferinde önce kendimi bulup, sonra yeniden kaybediyorum.
"Mümkün olduğunca kibar ve anlaşılır yazmaya çalışacağım. Post-Modern Edebiyatın temel yaklaşımlarından biri; yazılacak tüm konular zaten bugüne kadar yazıldığı için, tüm metinlerin aslında taklit ve kopya metinler olduğu, dolayısıyla da benim ‘kolaj’ onların ‘kopyala-yapıştır’ dedikleri menem şeyin yapılmasında sakınca olmadığıdır. Ancak insanların bunu yaparken izleyecekleri yol ve yöntemin edebi niteliği ciddi anlamda sorun çıkarmaktadır. Çünkü kopyala-yapıştır yöntemi ucu bucağı olmayan bir okyanus gibidir. En basit yolu; metinde kabaca göstermenin ötesinde alıntıların kime ait ve hangi satırlarda olduğunu belirtmektir. Ya da sadece alıntılara atıf yapılır.
Bir insan bir başka insandan ne zaman ve nasıl vazgeçer? Bu insan geçmişinin önemli bir bölümünde –çocukluğunda- yer almışsa, akrabalık diye tanımlanan bir kan bağıyla bağlıysa sana ve tüm bunlara karşılık arada herhangi bir kavga, kırgınlık, kötülük yaşandığı hatırlanmıyorsa? O zamanlar hiç sona ermeyeceğini düşündüğün o iletişim nasıl kopar bir anda, bıçak gibi net ve keskin? Birbirinizi sizin dışınızdaki tüm evrene karşı koruyup kollarken o günlerde, hangi zamandan sonra birbirinizi arayıp sormaz, varlığınızı bile hatırlamaz olursunuz? Hayatınıza giren her yeni insan mı alır, geçmiştekilerin yerini farkında bile olmadan? Her yeni insanla, yaşamla geçmiştekileri unutur muyuz?
Ayna nedir? Ayna, olmadığı bir sürü şeydir. Doğrudan olduğu şeyin ötesine geçebilen ve aslında olmadığı şeymiş gibi görünebilen tek nesnedir. Karşısına geçen şeyin cismine bürünür. Neyi yansıtıyorsa o olur.