21 Kasım’a Dair...
Sabrı kalmamıştı gecenin...
O, hiç beklemediğim bir anda adını koymak istedi, dünden razı olan ben büyütmek istedim tertemiz sevgi kokulu bebeği. Umudum yoktu her uyanışımda, meğersem uyumamalıymışım gecenin tam ortasında. Çünkü gece, her gece, Yelda gecesi olmalıymış. Tanışıklıktan anladım.
Farklı duygularla çok yolculuk yaptım başka yerlere. Kimi zaman otobüs merdivenine tırmandım, kimi zaman kara dumanlı demir mahkumu trene. Bu sefer farklıydı..
5 saat gidecek isem, 50 saat olmuştu inat edercesine. O inat ettikçe bende inat ettim ve vardım rüzgar şehrine. Köprüye varana kadar uçmuştum adeta. Karanlıktı, umrumda değildi göremediklerim. Tek isteğim gecemdi. Arkadaş göründüğüm karşımdaydı ama bir farklı gülüyordu, farklı konuşuyordu, ses tonuna kadar farklıydı. Çünkü o artık benim 21 Aralık’tan da uzun gecemdi ve hazırdı. Sevgili ne demek sorusuna yanıtını heyecandan bulamadığım sevgilimdi.
Üzerinden tam 1 yıl geçti. Sadece küçücük bir yıl ve her yola çıktığımda hala 50 saat , hala heyecandan en kolay soruları yanıtlayamadığım bir beynim ve onunla daha cesaretli ve güçlü atan kalbim var.
Birbirimizden bir çok şey öğrendiğimiz, yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız var (kısmetse).
Büyük lokmalarla değil de, büyük heyecanlarla beslediğimiz zühremiz var.
Sadece bireysel değil, tüm değerli insanlar için duam var. Geceleriniz daima kristal parlaklığında yıldızlarla dolsun. Tıpkı benim Yelda’mın gözleri gibi...
Yelda’m...En uzun gecem...
Sevgili demek; tüm dünyaya heyecanını ilan etmektir.
“Nice senelere...”
ONUR YEŞİLAĞAÇ
*Sevgili Onur; olabilecek en duru, en doğal, hatta belki de kimine göre en sıradan cümlelerle yazılmış bir yazı bu. Ama bu cümleler öyle dolu, öyle özel, öyle anlamlı ki...Kıskandıran, imrendiren, ve ne dersek diyelim, ne düşünürsek düşünelim aşk için hala birilerinin çırpındığına bizi bir kere daha inandırıp mutlu eden bir yazı. Ne mutlu sana, ne mutlu size...Lütfen sahip çıkın bu aşka, kendinize, birbirinize...
**Görsel: Deviantart