Pages

PROMETHEUS OLMAK/OLABİLMEK!

30.07.2010
O bir kahindi. Bir geleceği gören. O, tanrısına başkaldırmış bir asi. O, “insan”ın yanında olmayı seçen. Bilimi, sanatı ve uygarlığı insanlığa armağan edendi o. Ve tüm bunlar yüzünden cezalandırılıp, eziyet çeken. Ama zincirlere vuruluyken bile sormaktan, sorgulamaktan, en önemlisi de umut etmekten asla vazgeçmeyen!

O belki de ta o zamanlardan bugünlere, kimi zaman kaybetsek de, unuttuk sansak da hatta unutmuş gibi yapsak da içimizde bir yerlerde olduğunu hep bildiğimiz bir sesti. İçimizdeki hayatın sesi. Yolumuzu çizen aklımızın, gücümüzü aldığımız yüreğimizin, insanca yaşama hakkımızın, insan yanımızın sesi. Her şeye rağmen hiç kaybetmememiz gereken umudun sesi...

28 Temmuz Çarşamba akşamı Rumeli Hisarı’nda geçmişi hatırlamak, şimdiyi anlamak ve geleceğin farkına varmak, sormak ve sorgulamak için o sese ben de ortak oldum. İnandığım gibi yürekten seslendim ben de; “Bir gün gelecek!” diye. Ben de içimdeki hayatın izi, aklın ve yüreğin, umudun sesi, ben de Prometheus oldum.

Oyun Hakkında: İstanbul ve Ruhr 2010 Ajansları ile Atina Epidaurus ile Hellenic Festival’in katkılarıyla gerçekleştirilen “Promethiade” projesi, Prometheus efsanesinden yola çıkılarak hazırlanan 3 ayrı oyundan oluşmakta. Üç büyük tragedya yazarından biri olarak kabul edilen Aiskhylos’un yazdığı “Zincire Vurulmuş Prometheus” ise bu projenin ikinci oyunu. 9 Temmuz’da Atina’da dünya prömiyeri yapan oyun 26-27 ve 28 Temmuz’da Rumeli Hisarı’nda İstanbullularla buluştu. Almanca, Türkçe ve Yunanca olarak sahnelenen oyunun yönetmeni ise Yunan ve dünya tiyatrosunun bilinen isimlerinden Theodoros Terzopoulos. Türk, Yunan ve Alman oyuncuların yer aldığı oyunda Devrim Nas, Kerem Karaboğa gibi isimlerin yanısıra Prometheus rolünde de Yetkin Dikinciler oynuyor. İstanbul ayağını bitiren oyun 5-6-7 Ağustos’da Almanya Essen’de sahne alacak.

Projedeki ilk oyun Şahika Tekand’ın yönettiği ve Stüdyo Oyuncuları’na ait olan “10 Adımda Unutmak (Anti Prometheus)” 19 ve 20 Temmuz tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izleyicilerle buluşmuştu. Son olarak Almanya’dan Rimini Protokol’ün “Prometheus Atina’da” adlı çalışması ise eylül ayında belgesel olarak gösterilecek.


ATTIS TİYATROSU
ZİNCİRE VURULMUŞ PROMETHEUS
Metin: Aiskhilos
Çeviri: Eleni Varopoulou, Heiner Müller, Sabahattin Eyüboğlu
Yönetmen:Theodoros Terzopoulos
Sahne Tasarımı: Yannis Kounellis
Müzik: Takis Velliantitis
Kostüm: Alexandros Kokkinos
Oyuncular : Yetkin Dikinciler, Sophia Michopoulou, Goetz Argus, Kerem Karaboğa, Stathis Grapsas, Devrim Nas, Savvas Stroumpos, Antonis Myriagkos, Ismail Deniz, Thanasis Alevras, Maximilian Löwenstein, Umut Kircali, Nazmi Sinan Mihci, Andree- Osten Solvik, Alexandros Tountas

22 sayfa ekleyen:

Erkan Şen dedi ki...

Ancak sitem ederim bu yazının üstüne...

Keşke önceden haberim olsaydı. :(

beyazmavi dedi ki...

peki nasıldı?

"etkileyici,vasat,harika,muhteşem,anlamadım,fena değil,tüylerim diken diken oldu..."...sen kendi dilinden izlerken hangi duyguyu verdiğini paylaşırmısın,oyunu merak ettim..kitabı varmış,2000 basım,iş bankası,tükenmiş bir internet sitesinde.

hoşçakal

nalan dedi ki...

ben de kendi adıma cahilliğimi size sitem ederek örtebilirim ancak :(

Prometheus dedi ki...

prometheus benim:)

absalom dedi ki...

zeustan başka adam tanımam maya:))

zaten bu arkadaşın ceza vermediği birileri yok ki.
bütün tanrıları parmağında fırıl fırıl oynatmış.
kafasını bozana da basmış cezayı.

sisipos u çok severim ben bi de.
al o da cezalı :))

yunan mitolojisi fecidir zaten.
bu kadar entrika bu kadar dedikodu yok yani tarihin hiç bi döneminde.
bildiğin dallas :))

herşeyin bi tanrısı olunca...
bi de sülale geniş olunca kafam karışıyo.
mısıra kadar gidiyorum.
isis mesela heranın üvey kızkardeşi midir çıkaramıyorum...
athenayla truvalı helen teyze çocuğu mudur bilemiyorum.

oyun hakkında birşey söleyemicim.
bilgim yok çünkü.
sen iyi diyosan iyidir onu biliorum bi tek.

prometyusa selam olsun.

doru yazamadım muhtemelen kınama beni.
hiçbirini doru yazamıyorum zaten:))

beenmaya dedi ki...

@Erkan Şen: bende şiir günlerini kaçırdığıma çok üzülmüştüm :((

bir arkadaşımın özel durumu nedeniyle uzun zamandır biliyordum bu projeyi keşke haber verseydim daha önceden bak üzüldüm şimdi :((

hazır konusu açılmışken aklımda her hafta ajandavari bir bilgi yazısı yazma fikri var. hem kendime hem de ilgilenenlere dair özellikle istabul'daki kültr sana faaliyetlerinin tarihlerini vermek gibi. en azından diğerlerini kaçırmayız ne dersin :)))

beenmaya dedi ki...

@beyazmavi: "Prometheus oldum" derken performansla ilgili hissiyatımı da dile getirdim sayıyorum ben kendimi :)))

beenmaya dedi ki...

@nalan: senin yorumunu da okuduktan sonra kesin kararımı vermiş bulunuyorum. Erkan Şen'e de yazdığım gibi hepimiz için bir ajanda şart oldu artık ne dersin :)))

beenmaya dedi ki...

@Prometheus: saygıyla eğilirim :))))

beenmaya dedi ki...

@absolom: sen yürekten yazıyorsun ya ben anlıyorum seni. yani benim için bir sakıncası yok :))

ha tanrılara gelince umarım onlar için de yoktur zira gazaplarından kimse kurtaramaz seni :)))

Prometheus dedi ki...

@beenmaya: eywallah:D

benim bloğa da beklerim belki ilgini çekecek bişeyler bulabilirsin:)

http://prometheus-josefk.blogspot.com/

saygılar...

beenmaya dedi ki...

@Prometheus: o "eyvallah"ı ben diyecektim de aslında daha ilk yorum cevabında yazmayayım dedim :))

geliriz efenim merak etmeyin :))

saygılar bizden...

Prometheus dedi ki...

yazabilirdin aslında ama olsun yine de eyvallah:D

beklerim her zaman, teşekkürler:)

b.n.n. dedi ki...

yaşadığım ortama şükrediyorum da, asıl böyle şeyleri kaçırdığım için lanet okuyasın geliyor, yeminlen!..

Savaş Çalışkan dedi ki...

en iyisi kendin olmaktır.

beenmaya dedi ki...

@Prometheus: bundan sonra çekinmem yazarım merak etme :))

beenmaya dedi ki...

@b.n.n: kaçırdıkları için üzülüyor gerçekten insan ama emin ol aynı şehirde olmasına rağmen kaçırdığında daha beter oluyor :))

beenmaya dedi ki...

@Savaş Karakaş: içindeki hayatın farkına varıp kendinin kahramanı olmak öyle değil mi...

hoş geldin ve teşekkürler...

soluk dedi ki...

rumelihisarı'nda yetkin dikinciler'in "dev"leşmesini izlemek muhteşemdi gerçekten. ki zaten kendisi "dev"leşmeye çok müsait bir yetenek.bknz mavi gözlü dev. çok dilli bir oyun olduğu için izleyiciler bazı bölümlerde zorlandı. dekor muhteşemdi. oyunda yetkin dikinciler'in "yiğidim aslanım" şarkısını söylemesine ise hiç anlam veremedim. imkanı olan mutlaka izlemeli, gerçekten farklı bir oyun. o gün gelecek ama dileğim bir an önce gelmesi!

beenmaya dedi ki...

@soluk: evet bazı bölümlerde zorlanıldı gerçekten de ama diğer dillerde yapılan konuşmalara ya da sorulara verilen türkçe karşılıklar kafalarda tahmini dialogları oluşturdu ve oyunun genel gidişatı anlamında çok da koparmadı seyirciyi...

şarkıya gelince bir röportajında kendisine sorulmuş bu ve verdiği cevap şu şekilde;

"Bu Terzopoulos’un kendi isteği. Benden bir şey söylememi istediğinde değişik önerilerde bulundum. Örneğin “Dalgalar düşüyor, dalgalar” diye bir bölümü var. Ben bir anda “Dışarıda deli dalgalar, gelip duvarları yalar, seni bu dertler oyalar aldırma gönül aldırma...” dedim. Ama ben bir şarkı söylemek için söylemiyorum oyunda. Prometheus’un deliliği içerisinde tutunabilmek için hayata ve ulaşabilmek için aynı mücadeleyi gösterenlere, yerin dibindekilere sesleniyorum: “Ben buradayım. Siz düştünüz ama siz de benim gibi düştüğünüz yerden kalkabilirsiniz.”

bed@rdem dedi ki...

:) gülümserim ben böyle bir yazının üzerine.. sıcak sıcak :))

beenmaya dedi ki...

@bed@rdem: :)))))