27.10.2010

MEKTUP


Bir zamanlar...

El bebek gül bebektim. Bazı günler külkedisi, bazı günler pamuk prensestim. Herkesten en güzeldim ben senin gözünde. Seninleydim.

Sense benim tek kahramanım. Prensimdin. Ne dersen oydu benim için. Yerle gök yer değiştirecekse bile öyleydi. Sen ne dediysen öyle bilirdim. Benimleydin.

Sonradan...

Büyümekle başladı her şey. Büyüdüm masalların rengi değişti önce. Sonra oyunlarımın şekli. Pamuk prenses yedi cücelerle kalmayı seçti. Sinderella kendi prensiyle evlendi. Masalların kullanım süresi doldu. Sen kahramanlıktan vazgeçtin.

Yaşımdan büyük oldu yüreğim çoğu zaman. Ve bir o kadar da kırılgan. Cevapsız sorularıma yenileri eklendi. Çocuk aklım ermese de pek çok gidişe, ses etmedi. Vedalar hep ağır gelmez mi yüreklere? Bir tanesi yetmişti zaten. Peki sen kalkıp nereye gittin?

Bilseydim gideceğini, inat eder, büyümezdim.

Şimdilerde...

Geçmişin dikişleri atıyor birer birer . Her kopan iple beraber yara biraz daha açılıyor. Biraz daha kanıyor.

Ne eski masallar kalmış artık. Ne de eskisi gibi masal dinleyen çocuklar. Kimse bana kendimi prenses gibi hissettirmedi şimdiye kadar. Masallara kanmayı özledim ben oysa. Yalan da olsa külkedisi olmayı. İçinde küçücük kaldığım oyunlar oynamayı. Ama büyüdükçe yalnızlıklarımız daha çok artıyormuş artık biliyorum.

Düşünüyorum da şimdi kimsenin git demediği ama kalmayı da istemediği bir vazgeçiş oldu bizimkisi. Et tırnağın çok battığını düşündü, tırnak etin kendini çok sıktığını. Hangi istasyonda ayrıldık birbirimizden, hangi arada edildi veda? Sallandı mı bir el arkamdan, bilemedim. Ama etle tırnak birbirinden ayrıldı. Bizim masalımızın sonu kötü bitti.

Geçen onca senenin ardından dışımda oldukça kalın bir kabuk biriktirdim. Ama içim hep aynı kaldı. Sen unuttun mu bilmiyorum. Ben unutmuş gibi yapıyorum sadece ve geçen her güne bir çentik daha atıyorum. Sensiz geçen bir seneyi daha atlattım mesela. En büyük yalanımı söylüyorum kendime. Seviniyorum.

Belki bir gün...

Gelirsin. Prenses değil, külkedisi hiç değil ama babasının kızı olurum ben de. Babası olan bir kız. Ne dersin?

Son...

Bu geç kalmış bir babalar günü yazısı değildir. Bir babaya dair geç kalmış her günün yazısıdır.



*İlk yayın tarihi: 10/09/08
**Görsel:
Deviantart

23 yorum:

Pilli Petro dedi ki...

:(( sabah sabah ne yaptın sen maya

Unknown dedi ki...

:.(

A-H dedi ki...

utanmasam oturup aglayacagim simdi beenmaya, icim oyuldu yahu :(

Vladimir dedi ki...

Bu hisleri bir yerden tanıyorum :(( Ama hesaplaşamazsan, paylaşamassani bir gün geliyor ve acı veren herşeybiraz daha büyüyor.

Adsız dedi ki...

hepimizin içinde birikmiş ve taşlaşmış zerdali çekirdekileri var. bunları bir bir ıkartmalıyız. hiçbir zaman geç değil ki. bunları kendi kendine söyleyebilen bir kız çocuk bunları babasına da söyleyebilir. ki bence bugün bunu yaptın. bizi zincirleyen aslında içimizde sakladıklarımız. söyleyebileceklerinin bundan fazla olduğunu biliyorum. illa bizle paylaşman gerekmez. ama yaz. anlat ki özgürleş. buraya pek çok dpstun eminim seni teselli edecek onlarca şey yazacak. senin teselliye ihtiyacın yok. sadece cesaret! ki bence artık zamanı gelmiş. anlat ki bu sonu olmadığını sandığımız acı bitsin.

hoş bir sahab oldu bu. önceden yayonlanmış olsun. demek ki bu sabah yeniden yüzleşilmesi grekmiş. tekrar tekrar yayınlanmalı belki...

sevgimle.

aysema dedi ki...

Babalar gitseler bile hiç unuturlar mı prenseslerini? Belli etmeyi pek sevmeseler de yüreklerinde büyütürler sevgiyi, taşırlar gittikleri her yere...

nehircce dedi ki...

:( Sanki birşey yazmasam daha iyi olacak.

mor kedi dedi ki...

bir babaya dair geç kalmış her günün yazısıdır....

:/
içimde kalmışlara uktedir..
eline sağlık...
bişi demek istemiyorum...
gidip boğazımdaki düğümü çözme lazım...

en uzun gece.. dedi ki...

Et tırnağın çok battığını düşündü, tırnak etin kendini çok sıktığını..

benimde bir zaman tırnaklarım vardı..etim benden ayrılmadan önce..benden ayrılınca tırnaklarımı var olan son gücüyle kullanarak iyi olup hayata tutunmaya çalıştım..ve tırnak kazına kazına bittiği yerde ben etsizde yaşamayı öğrendim..fakat hep içimde kimsenin önüne geçemeyeceği bir yara olarak kaldı..şimdilerde neye kızıyorum biliyor musun maya? bunları yaşamayanın bana hakaret edermişçesine hayattan sıkılması..zoruma gidiyor..
teşekkür ederim ,yazılarında kendimi ve hayatımın en uzun gecesini bulabiliyorum..

Ateş Böceği dedi ki...

bu yazını kaç ker eokudum tahmin bile edemezsin ..her bir satırını ezberledim nerdeyse..

o yüzden dicek sözüm yok ..

nil dedi ki...

doldum ...

yüksek sadakat'in babamın evinde şarkısından bir cümle geldi dilimin ucuna,izninle sadece bunu paylaşmak isterim; "kaybolma adressiz mektuplar gibi"...

ayşegül dedi ki...

dağıldım ben yine.bişicik diyemiycem zannımca ...

βЄƉΔЯƉЄм dedi ki...

seni seviyorum... prensesim!!!

Uma dedi ki...

Her kizin kalbinde babasinin seklinde bir oyuk vardir... (ister yasasin, ister veda etmis olsun yasama)

Avram dedi ki...

Dokuz yaşında bir kızım var.Henüz dokuz oldu...Ne kadr çabalasam da , hiç suçu olmayan sebeplerden dolayı bensiz büyüyor.Yetmeye uğraştıkça ben , yetemediğimi o eksikliğe , daha çok hissediyorum ve en büyük korkum bir gün : Babasının kızı olamadım demesi...

Haccecan dedi ki...

büyük acını paylaşırşak küçülür mü?
küçülmez biliyorum. aynı acı bendede var. zor... çok zor :(

öykü dedi ki...

İçimi cok acıttı mayacım:(

Oda ve Duvar dedi ki...

Kitabı elime almışken devam etmek istedim sevgili Özlem, ediyorum:
"Ölüm karşısında hınçların şiddetini ve zehrini yitirmesi beklenir, buna karşın nasırlaşmış kinlerin hiç eskimediği ve bunun kanıtlarına edebiyatta ve yaşamda bol bol rastlandığı ileri sürülür ki bu da doğrudur... (sayfa 88)

asli dedi ki...

aynı acı..
tanıdık acı..
Yaşanmadan malesef bilinmeyecek bir acı...

Ve keşke hiç tanışılmayacak bir acı olsa...

beenmaya dedi ki...

bu konu çok hassas olduğum bir konu. bu yüzden belki de bana hem söylenebilecek çok şey var gibi geliyor -ki sizler de bazılarını dile getirmişsiniz sağolun- hem de aynı zamanda anlatabilmek ve anlayabilmek bir yere kadar olduğu için söylenebilecek fazla bir şey de yokmuş gibi geliyor. aynı yaşadığım ve yaşıyor olduklarım gibi; hem var hem de yokmuş gibi...

hepinize çok teşekkür ederim. olduğunuz yerden bile yüreklerinizi eklediğiniz kelimelerinizle yanımda olduğunuz için...

şu yazmış olduğunuz birkaç satır bile öyle önemli ve değerli ki...

iyi ki varsınız...

DOREMİ dedi ki...

Yutkundum,bir derin nefes aldım..yaşanmışlıkların paralelelliği duygusallaştırdı sanırım..neyse..

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Ama öyle! ama böyle! tüm giden babalara selam olsun Maya'm...

y. dedi ki...

sen bu yazıyı yazdığından beri,gelip dolaşıyorum burada ve ne zaman bir yazına yorum yazacak olsam gelip bu yazı burada mı diye bakıyorum ve gene okuyorum ve gene hiçbişey yazamadan gidiyorum buradan. bu dünyanın hataları da olsa en iyi babalarından birine sahip olan ben, yokluğunu düşünemediğim bişeyin olmayışındaki acıyı taşıyan yüreğine nasıl saygı duyuyorum bilsen. çünkü bu hem ne kadar güçlü bir kadın olduğunu gösteriyor, hemde bilmediğin özlemleri yazma cesaretini. yanardağ gibidir bazıları kabuğun altı hep kaynar, kaynar ve içte bir yerde o yaradan başka birşeyi de yaşatmaz.
seni çok seviyorum özlem, mıncır mıncır sevgisini gösterebilen biri değilimdir ama, çok uzun sarıldığımı bilesin.