Pages

GÜN/SEKİZ

18.01.2011

Bir çocuğun yaşamı bu iki dudağın arasında olabilir mi? Bebeği yokmuşcasına bakan içini göremediğim şu gözlerde, neyi nasıl ifade edeceği bilinmeyen dar vakitlere sıkıştırılmış kelimelerden oluşan şu duyduğum sözlerde? İçinde raporların olduğu söylenen mavi bir dosyanın tutulduğu, uzaktan, oturduğum yerden bana titrermişcesine gelen ellerde? Ve yine o ellerin tuttuğu, bir gazeteden kesilmiş haber küpüründe yer alan bir türlü bakamadığım o çocuk resminde? Bu çocuk gerçekten hasta olabilir mi? Ve bu adam da onun tamamlayamadığı ameliyat parasının peşinde yollarda, otobüslerde yardım isteyen taksi şoförü babası? İsterseniz telefonu vereyim hastaneyi arayın, derken yalan söylüyor olabilir mi? Ya bu yüzündeki mutsuz, çaresiz, acı ifade? Bunların hepsi bir oyun, bir rol olabilir mi?

Şoförün uyarısıyla adam iniyor otobüsten ve gidiyor. Peki ya benim boğazımda kalan bu düğüm de neyin nesi? Doğru/yanlış, gerçek/yalan soruları arasında yüreğimin sıkışması? Bir yanım inanmamışken hiçbir şekilde, diğer yanımın “o çocuğa bir şey olursa senin yüzünden” diye kıpırdaması? Bak görüyor musun en korktuğum şey oluyor işte. İnsanlar her gün biraz daha yok ediyorlar insan yanımı. İnancımı çalıyorlar benden. Ve beni böylesine kararsız, böylesine iki arada bir derede, böylesine yaralı bırakıyorlar. Şimdi; o çocuk varsa sahiden ve doğruysa her şey ve bir şey olursa ona eğer, sahi suç en çok hangimizde?



Görsel: 1x.com

30 sayfa ekleyen:

aysema dedi ki...

Suç hepimizde, en çok da sosyal devlet özelliğini bir türlü başaramayan devletimizde. Tek tek çabaları küçümsemiyorum, ben de arkadaşlarımla birleşip yardımlar yapıyorum, ama bunların geçici çözüm olduğunu da biliyorum. Devlet olanaklarını harvurup harman savurmaktan vazgeçebilse, sus payı diye dağıttığı devlet kesesinden sadaka anlayışından utansa kurumları güçlendirse, ehil insanları göreve getirse çok daha kalıcı çözüm olmaz mı? Hem yanılma daha az olur hem de güç birliğinden güzel hizmetler verilir. Ama...

Erkan Şen dedi ki...

Doğru da olsa yalan da, suçlu yok aslında ortada. Yaşayacak kişi paradan dolayı ölmez ve para da ölecek kişiyi kurtaramaz.

Sadece suçluluk duygusu var! Yardım etmemiş olmanın üzerinde bıraktığı. bunun da bir yolu var. bildiğin ve tanıdığın gerçek ihtiyaç sahiplerine yardım etmek.

Sen bilmiyor ve tanımıyorsan da işi bu olan vakıflara yönelmek...

Nehir İda dedi ki...

Aynı duygularla bakarım bu tür konulara hasta olanlarda kendimi suçlayarak sağlıklıysam yüzlerine bakmaktan utanarak. suç sende değil elbette durup düşününce ama ama düşünmeyi reddediyorsun suçu kendinde arayarak.Aslında inancının çalınmadığı da ortada.Ama ne bileyim be sevgili maya boğazıma düğümlendi.....

Sokak Kedisi dedi ki...

Hep bu insan yanımızı sömüre sömüre nasırlaştırmadılar mı zaten yüreklerimizi...

Devletin kendi yarasını sarmaya bile niyeti yokken iş fazlasıyla bizlere düşüyor. İnsan yanımız, tabloya şahit kalmakla bile senin hissettiğin gibi gel-gitlere boğuluyor, çok haklısın düğüm düğüm olmakta :((


Ancak yöntem, yolda karşımıza çıkan bireysel taleplere yürek ağrımız yüzünden para vermek olmamalı. Bu şekilde hiç bir fayda yaratmıyor, ancak dilenmeye/dilendirmeye teşvik etmiş oluyoruz çünkü :(
"Açım" diyene yemek, "işsizim" diyene iş, hastayım diyene "sağlık" tesis eden ve herkese eşit mesafede duracak vakıflara ihtiyacımız var...

Vermemek için direndiğim her seferinde benim de içimi "Acaba" sorusu kemiriyor :(

sufi dedi ki...

Suçlu aramak adamın yalan söyleyip söylemediğini tartmak anlamsız.Eskiden ayı onlatanlar vardı ayılara "hadi kızım, halime hamamda nasıl bayılır?" der ayı bayılma numarası yapar ayıcı parsayı toplardı.Son zamanlarda otobüslerde bu tür manzaralarla ayılan, bayılan sara nöbeti geçiren, çocuğu hastalarla çoğumuz karşılaşıyoruz ve vicdanımızın sesini dinleyip yardım elimizi uzatmaya çalışıyoruz.Bu inanılmaz senaryoları kurup oynayan zavallılara varsın 3-5 liramız gitsin zor durumda olmasa böyle bir iş üretirmiydi kendine diyorum ben de.Varsın hiçbir çocuk hasta olmasın da biz yine de o yardımı o kişiye yapalım.

Uma dedi ki...

Adam kalsaydi otobuste ve sen verseydin para, adamin yalan soyleyip soylemedigini umursamazdin vicdanin rahatlardi. Ya da dusunesin geldigi bir gunse eger, vicdanin rahat bir sekilde sorgulardin oyunu.
Adam otobusten gittikten sonra kendine yaptigin bu eziyetin suclusu bir tek sensin. Dunyanin oyununa inandigin icin. Senin Tanri'n var da o cocugun Tanrisi seninkinden farkli mi ?
Gozlerini suzme, kalbini ac da gul. Dunya gulsun seninle...

üryan dedi ki...

Bu konuda tek ölçüm vardır sevgili Maya..

Derim ki; bu bir imtihan , hem benim , hem o doğru / yalan yardım isteyenin imtihanı..
Herkes, kendi cephesinden mesul..
Bana gelmişse eğer o ayaklar, ben bana düşen kısmı ile sorumluyum.. Belki enayilik diyebilirsin ama , ben bana açılan avuca kafamı çeviremem.. Onun imtihanına karışmam, onu da o düşünsün..

Balık ve halik misali..
Ben verip, borcumu öderim O'na, bırak diğeri düşünsün O'na vereceği hesabı..

Budeliçocuk dedi ki...

Merhaba,
beenmaya,mesele sadece vicdanımızı rahatlatma meselesi olarak görülmemeli..
Bu olayda bir çok bileşen var..
birincisi ve en önemlisi duygusal istismar,
ikincisi hala bazı temel sorunları çözemeyişimiz..
üçüncusu yoksulluk ve yoksunluk..
yoksa olay sadece tek boyutlu değil..
Bu gün benzer durumlarda yardım isteyenlerin büyük bölümü istismarcı..
Zaten gerçek ihtiyaç sahipleri,çok da rahat kabul etmiyorlar yardımları.Ve müthiş onurlular..
sevgimle..:)))

mefisto dedi ki...

seni çok iyi anlıyorum. ajitasyon, amaca ulaşmada öyle gelişmiş bir araç olarak kullanılır oldu ki, hangisi gerçek hangisi yalan anlayamıyorsun. çoktur inanıp yardım ettiğim için salak yerine konduğum ve bunun insafsızca kanıtlanması. yardım etmekten çekinir oldum, benim isyan ettiğim durum tam da bu, tıpkı yazdığın gibi. bir elin cebine gitmek isterken, aklının daha önceki örnekleri teker teker
gözünün önüne sermesi ne acı bir ikilem.

A-H dedi ki...

Maya bende her seferinde ayni celisileri ve sucluluk duygusunu yasiyorum :(
Suclu aramak gereksiz sanirim boyle bir durumda, ama ne yazik ki guven duygumuzu oldurdu bu tur olaylar elden gelecek birsey yok :(

AVRAM USTA dedi ki...

Suç , suçluluk , pişmanlık...Nur içinde yatası Fark Erem'in müthiş bir sözü vardır ceza ve insan ilişkisini analtırken "Suçluyu kazıyın altından insan çıkar ; o halde bir tane suçsuz insan cezaevinde yatana kadar bin tane suçlu dışarıda gezsin.Gezsin ki , adaletsizlik suçsuz insanın yatması değil bizim yetersizliğimiz sebebi ile suçlunun cezalandırılamaması olarak tezahür etsin."
O ikircikli hale yakalanmamak için , ikircikli durumlarda kaybedeceğim param olsun her seferinde.Kaybedilen en fazla para olsun.

beenmaya dedi ki...

@aysema: bu bir sağlık, bu bir inanç sorunu değil aslında tek başına her biri birbirine bir zincirle bağlı. her birimiz kendimizce kendi kapımızın önünü süpürüyoruz belki ama haklısın kalıcılık için devletin sağlam çözümler üretmesi gerekli.

beenmaya dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
beenmaya dedi ki...

@Erkan Şen: bunu kendimce bir şekilde yapıyorum sevgili Erkan Şen. ama işte o gün bugündür aklıma her geldiğinde tüylerimi diken diken o duygu var ya adı suçluluk veya başka bir şey o hala içimde bir yerde...

beenmaya dedi ki...

@Nehir İda: taşın altına hepimiz sokmalıyız o eli. bak düşünmeyi reddetmek demişsin ben bu şekilde çekiyorum belki de elimi ve beni rahatsız eden de bu belki. oysa suç varsa bu hepimiz de, hepimizin ki...

beenmaya dedi ki...

@Sokak Kedisi: evet buna yönlendirmemek, alıştırmamak da gerek haklısın bu konuda ama mecbur kalanlar da varsa aralarında ki eminim var işte bu noktada tıkanıyor ya insan sevgili sokak kedisi...

beenmaya dedi ki...

@sufi: işte en çok takıldığımız nokta da bu ya sevgili sufi. ihtiyacı olmasa yapar mıydı bunları ama yapanlar da var ne yazık ki...

dediğin gibi belki de kendi yüreğimizden geçeni yapmalı bu durumda...

beenmaya dedi ki...

@Uma: tek bir kişinin değil dünyanın oyununa inanmak en kötüsü de öyle değil mi sevgili Uma...

açtığım kalbimden doğru sağolasın!

beenmaya dedi ki...

@üryan: ben benden, kendi yüreğimden sorumluyum yani. niyetim iyi, doğru olduktan sonra hele ki...

beenmaya dedi ki...

@Budeliçocuk: ilk yorum cevabımda da dediğim gibi bir zincir gibi bağlı olan pek çok durum var burada aslında evet. herkesin, hepimizin eli de yaşadığımız müddetçe hayat denen taşın altında. ama işte o çoğunluğun arasındaki gerçek ihtiyaç sahipleri onlar da var...

beenmaya dedi ki...

@mefisto: evet çoklar ve yazık ki o çokluğun içinde az olanları yok ediyorlar! aslında benden çıkan banadır, benim yüreğimdendir gözüyle bakmaya çalışmalı belki biraz da...

beenmaya dedi ki...

@A-H: suçlu varsa hepimiziz aslında hepimizin eli o taşın, hayatın altında ne de olsa...

beenmaya dedi ki...

@AVRAM USTA: insanın olduğu her yerde suç vardır işte...

Vladimir dedi ki...

İnsanların her duygusunu o kadar güzel sömürdüler ki her tür aldatılmaya karşın duygularına, vicdanlaarına sahip çıkabilenlerin işi gerçekten zor.

beenmaya dedi ki...

@Vladimir: çoğunluğun içersindeki azınlığı da gözden kaçıyoruz bu yüzden belki de...

Elif Gizem dedi ki...

Çocuklar... Her şey onlara patlıyor artık. Bu ülkede de, diğer ülkelerde de. Savaşlar da barışlar da en çok onların dünyasında yankılanıyor. Büyükler sağır olsa da çoktan, seslerine...

beenmaya dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
beenmaya dedi ki...

@Elif Gizem: en büyük günahlarımız onlara yaşattıklarımız değil mi zaten Elifim...

yaruze... dedi ki...

merhaba,
bayıldım yazılarınıza.Takipteyim artık bilesiniz.
Sevgiler..

beenmaya dedi ki...

@yaruze: hoş gelmişsin sevgili yaruze. ve de çok teşekkürler...

sevgiler ve selamlar benden :)))